Bircok pornosever cinsel ihtiyaclarini karsilamak icin porno izlemek isterler. En sevilen hd porno sitelerinden olan xhamster ve xnxx tarzi siteler ve en sevilen porno turu olan kzlk bozma pornolarini istediginiz sitemiz uzerinden ucretsiz olarak sanki rokettube sitesinden porno izliyormus gibi izleyebilirsiniz.

Error. Page cannot be displayed. Please contact your service provider for more details. (15)

Kahraman Kentli Her daim bilgi


KARAMAN – KARAMAN HAKKINDA – KARAMAN RESİMLERİ

Kategorisi: Turizm

Eb-ül Fida’ya göre Karaman :

Rum Beldelerinin, birisi de KARAMAN topraklarıdır. Buralarda Türkmenler oturur. Karamanoğulları çevresindeki beyliklerin en güçlüsü ve en uzun ömürlü olanıdır. Konya’nın bir günlük Güneyinde Rum Beldesinden birisi de Larende (Karaman) dır.

Evliya Çelebi’ye Göre Karaman :

Evliya Çelebi, Karaman ve tarihi eserlerini incelemiş, Yunus Emre’nin de Karamanda olduğunu belirtmiştir.
Karaman Kalesinden, Aktekke (Mevlana’nın Annesinin mezarının bulunduğu cami), Nuh

Paşa camii, Dikbasan camii, Karabaş Veli Camii, Kirişçi Baba camii ve bunlardan başka çok sayıda cami, medrese, çeşme, han, hamam ve imaretlerden bahseder. Evliya Çelebi bu tarihi eserlerden başka, büyük bir cadde üzerinde 470 dükkandan bahisle, Karamanlıların tarihlerde yaşantılarını ve binlerce evliyanın mevcudiyetini ve Yunus Emre’nin merkadi-nin (Mezarının) Karaman’da olduğunu yazmaktadır.
karaman karaman hakkinda karaman resimleri 0 KARAMAN   KARAMAN HAKKINDA   KARAMAN RESİMLERİ
Katip Çelebi’ye Göre Karaman :

Katip Çelebi “Cihannüma”sında; Konya’nın kazalarını sıraladıktan sonra, Larende için “Konya’nın Doğu Cenubunda, arası bir menzil düz yerde kasaba ve kala’dır. Akarsuyu, bağ, bahçeleri, camileri ve hamamları vardır.

Katip Çelebi Karaman eyaletini şöyle yazmıştır. “Der beyan-ı Eyalat-ı Karaman:

Osmanlılardan evvel bu yerlerde Al-i Karaman iskan etmekle, bu diyara Karaman denilmiştir. Daha evvel bu memleket, ta denizde sonra ererdi.
Konya Salnamelerinde Karaman:

1289, 1291 Hicri, (1872, 1874 Miladi) tarihli Konya Salnamelerinde Karaman Tarihi hakkında bilgi verildikten sonra, 88′inci sayfada şöyle deniliyor; “Karaman’da Kibar’ı Evliyaullahtan Tabduk Emre, Yunus Emre, Mader-i ve Birader-i Hz. Mevlana ve Kettaue Baba, Canbaz Kadı medfundurlar”.

1294 -H. (1877 M.) tarihli salnamede de şunları yazıyor: “Karamanda büyük küçük 41 camii, 82 mescit, 17 medrese, l kütüphane, 5 tekke, 12 zaviye, l rüştiye mektebi ve biri Ermeni, diğeri Rum 2 adet kilise ve 51′i İslam ve 2′si Rum olan 53 mektep, ikisi çift ve yedisi tek olmak üzere 9 hamam 115 çeşme ve şadırvan, 422 dükkan, 7 han, 5 adet bezirhane, 11 yağhane, 33 değirmen, l imaret, 11 sebil, 12 sarnıç, l buzhane, 4 karlık, l adet Kala-i atik mevcuttur.”

Lugat-ı Tarihiyye ve Coğrafiyye Müellifine Göre Karaman:

Karaman bugün Konya vilayeti dahilinde olup, evvelce Pizidi kıtasını teşkil eden ve sonra bir müddet emirlik halinde idare olunan Larende, Niğde, Ermenek, Konya, Kayseri, Akşehir, Beyşehir, Seydişehir ve Karahisar sancak ve kazalarını toplayan eyaletin ismidir. Bu eyaletin çok yeri dağlık ise de güzel üzüm, afyon yetişir ve tuzlaları vardır.”

Şemseddin Sami Bey’e göre Karaman:

Sems’eddin Sami Bey (Kamus-ül A’lam’ında Karaman ilini) şöyle yazmıştır.

“Anadolu’nun orta kısımlarının Güney cihetine verilen isim olup, Konya, Niğde, İçel sancaklarından ibarettir. Bu bölge, Selçuk Devletinin çökmesinden sonra, İstiklâl kazanarak oralarda hüküm süren Karamanoğullarının adı ile anılır. Bu hükümetin ilk teşekkülünde Larende Kasabası merkez olup, sonra yine Konya’yı terke mecbur olmuşlar, Larendeye çekilmişlerdir. Şimdi dahi Karaman ilinin merkezi Larende ad olunup, bu kasabaya Karaman dahi denilir.”

Yümaz Öztuna’ya göre Karaman:

Karamanoğulları, Anadolu Türkmen Beyliklerinin en mühimi, en büyüğü, en kudretlisi ve en devamksıdır. Karaman Türkmen Beyliği, 1250 yıllarından 1487′ye kadar takriben 237 yıl sürmüştür. Karamanoğulları Oğuzların Kaçar Boyu Beylerinden olan Ahmet Sadettin Bey’in oğlu Nure Sofi Beyden inmişlerdir.

2,5 asırlık tarihleri sırasında, Karamanoğulları’nın toprakları zaman zaman büyüyüp küçülmüştür. Karaman Beyliği, Türkiye’nin şu vilayetlerine yayılmıştır: Konya, Karaman, Niğde, Aksaray, Ankara, Nevşehir, İçel, Kırşehir vilayetlerinin tamamı, Antalya’nın doğu yarısı, Karamanoğulları nüfuz ve tabiyetinde bulunmuştur. Karamanoğullan batıya doğru Antalya, İsparta, Afyon dolaylarında zaman zaman yukarıdaki sınırlarıda aşmışlar, akın mahiyetinde çok daha uzaklara gitmişler ve Bursa’ya da girmişlerdir. Yukarıda gösterilen topraklar 146000 km2 olup, o dönemde bu topraklar üzerinde 2 milyon insanın yaşadığı tahmin edilmektedir.
BİZANS ÇAĞI

Karaman Çevresinde Orta Çağ Bizans Dönemine tarihlenen bir çok höyük ve örenyeri bulunmaktadır. Bunlardan en önemlileri Derbe, Barata, Dalisandos, Germanicopolis, İrenopolis, Philadelpheia, Binbirkilise, Manazan Kaya Yerleşmesi, Davda Öreni, Laranda, Divle Köyü, Başharman Köyü, olarak sıralanabilir.

DERBE

Anadolu’da Hristiyanlığın yayılmasında büyük etkisi olan Pavlos tarafından 3 kez ziyaret edilen ve bir çok taraftar kazanılan Derbe Karaman İli, Ekinözü (Aşiran) Köyünün yaklaşık 5 km. kuzeyindeki Kerti Höyük olarak kabul edilmektedir. 450 X 250 m. Ölçülerindeki höyüğün yüzeyinde yapılan incelemelerde II. Bin, Hellenistik, Roma ve Bizans Çağlarına ait çanak çömlek parçaları, bazı sikke örnekleri, kireç taşından bir kartal figürini v.b. buluntulara rastlanılmıştır. Höyük yüzeyinde planı ve devri tam olarak anlaşılamayan bazı yapıların mimari izlerini de görmek mümkündür.

BİNBİRKİLİSE

Karaman’ın kuzeyinde yer alan ve volkanik bir dağ olan Karadağ kitlesinin üzerinde orta çağ Bizans sanatını yansıtan bir çok kalıntı vardır. Bu kalıntılar Madenşehir Öreni, Yukarı Ören ve Değle Öreni adıyla bilinen yerlerde yoğunluk gösterir.

Yöre halk arasında Binbirkilise olarak bilinir. Binbir sözcüğü Türklerin eski gelenekleri ile ilgilidir. Burada 20. yüzyılın başlarında araştırma yapmış olan Ramsay ve Bell köylülerin yöreyi bu şekilde adlandırmalarından esinlenerek kitaplarının adını “The Thovsand And One Churches” koymuşlardır.

Bölgedeki yapıların tarihsel süreç içerisindeki başlangiç ve bitiş tarihleri kesin olarak bilinmemekle birlikte Bizans Devri yerleşkesi 4.-9.yüzyıllar arasına tarihlen-mektedir. Ancak Karadağ Hititler tarafından kutsal kabul edilmiş bir dagdir. Mahalaç tepesinde bulunan Hiyeroglif kitabe bunu göstermektedir. Ayrıca Başdağ’da bulunan askeri yapıların tarihi Bizans Devrinden daha eskiye inmektedir..

Bu kadar çok yapı kalıntısının olduğu görülen ve önemli bir konuma sahip olduğu anlaşılan Binbirkilise Örenyeri’nin hangi antik kentin kalıntıları olduğu halen anlaşılamamıştır. Bölge değişik araştırmacılar tarafından Lystra, Derbe, Barata, Siderepolos ve Hyde olarak adlandırılmış ancak bu kentlerin çoğunun gerçek yerinin bulunması sonucu Barata adı öne çıkmıştır.

Bu bölgede yer alan yapılar başta İstanbul olmak üzere Bizans Sanatı olarak tanımlanan özelliklerden farklılık gösterirler. Bu durum genel Bizans Sanatının yerli üslupla karışması olarak özetlenebilir. (Temizsoy İ.-Uysal V., age, s. 30)

Binbirkilise yapıları düzgün kesme taşlarla ve kireç harcı ile inşa edilmişlerdir. Dini yapılarda bazilikal, latin haçı, serbest haç, yonca ve yuvarlak planlar görülmektedir. Binbirkilisede dini yapıların çokluğu dikkat çekicidir. Ancak bu dini yapıların yanında manastırlar, sarnıçlar, mezar yahpıları, askeri yapılar ve konutlar da bulunmaktadır.Esasen Karadağın bu yüksek kesimlerinin dışında ovaya yakın olan bölümlerinde de bir çok örenyeri kalıntıları bulunmaktadır.Bölgede araştırma yapan yerli ve yabancı araştırmacılar yayınlarında yapıları numaralandırmışlardır.

Madenşehir Öreni:

Karaman’a 37 km. uzaklıkta olan Madenşehir Öreni içerisinde günümüzde de Madenşehir adında bir köy yerleşmesi vardır. Bu durum sonucu bir çok yapı yok olmuştur. Halen bir bölümü ayakta duran ve incelendiği zaman yapıldığı devrin sanatı, mimarisi hakkında fikir veren yapılar şöyledir:

Köyün girişinde yer alan, Binbirkilise yapilarinin en büyügü 1 numaralı bazilikadır. Adından anlaşıldığı gibi bazilikal planda, kesme taştan işa edilmiş olan yapının nartheksine (kiliselerde giriş bölümü) ortada yassı bir sütunun ayırdığı çift kemerli bir kapıdan geçilir. Nartheks üç bölümlüdür. Yanlardaki iki bölümü kapalı mekanlar halindedir. Esas mekan üç nefe (sahın) ayrılmıştır. Nefleri her bir dizide dokuzar adet olmak üzere yassı kısa sütunlar ayırmaktadır. Orta nef büyük, diğer iki neften yüksek beşik tonoz örtülüdür. Orta nefin doğu ucunda atnalı kavis halinde dışarı taşan apsisi (kiliselerde mihrap kısmı) yarım kubbe örtülüdür. Yapının sağ nefi ve sütun dizisi tamamen yıkılmış, sol nefin üstünü örten beşik tonoz örtüsü ise halen ayaktadır. Yapı ilk kez 500 yılında inşa edilmiş, Arap ihtilasinda harap olduktan sonra 900 yillarinda tamir edilmiştir. Bu tamir esnasinda bazi destek duvarları ve günümüzde pek görülemeyen siyah zeminli, kırmızı bordürlü yeşil ve kahverengi freskolar yapılmıştır.

Madenşehir Örenindeki Kiliselerin çogunlugu bazilikal planlidir. 20. yüzyilin başlarina kadar saglam olan ancak günümüzde sadece bazılarının temel izleri görülebilen 4, 5, 6, 12, 16, 17, 21, 22, numaralı kiliseler bazilikal planlıdır.

1 numaralı bazilikadan kuzeye doğru giden yolun her iki tarafında Nekropol (mezarlık) alanı bulunmaktadır. Bu alanda yüzeye yayılmış lahit ve lahit kapakları görülebilmektedir. Bu lahitlerden bazılarının dış yüzleri kabartma figürlerle süslüdür. Bazılarında da sadece bir haç kabartması vardır.

1 numaralı bazilikadan kuzeye doğru giden yolun sağ tarafında köylüler tarafından hamam olarak adlandırılan 12, 21 ve 22 numaralı binalar grubu bulunmaktadır. Bu kompleks; her dizide dörder sütunu bulunan iki destek ile üç nefe ayrılmış olan yuvarlak apsisli bir bazilika, bazilikanın sağına bitişik tek nefli ve apsisli küçük bir şapel (küçük kilise) ve solunda da yine bazilikaya bitişik haç planlı bir mezar şapelinden oluşmaktadir.

Yolun sol tarafında evlerin arasında köylülerin darphane diye adlandırdıkları bir mousoleum (mezar yapısı) bulunmaktadır. 4 – 5. yüzyıllara tarihlendirilen yapı iri blok kesme taşlarla dikdörtgen planlı olarak yapılmıştır. Pramit biçimli üst örtüsü yıkılmıştır.

Yolun devamında köylülerin ağzı açık diye adlandırdıkları exedra (yarım yuvarlak girinti) bulunmaktadır. Kesme taşlarla apsis şeklinde inşa edilmiş olan yapının kilit taşında ve yandaki tonozun ortasında birer haç işlenmiştir. 4 – 5. yüzyıllara tarihlendirilir.

Exedranın karşısında (batı) çoğu bölümleri yıkılmış, altında iki kemer, üst katında dört kemerli bir galerisi olan bazilikanın nartheksi bulunmaktadır. Bu iki yapının yakınında büyük bir sarnıç yer almaktadır.

Exedranın yaklaşık 3 Km. kuzeyinde Gözdağının eteğinde bugün yıkık halde olan 6 numaralı bazilika ile 9 numaralı yonca planlı küçük bir şapel ve günümüzde fonksiyonları tam olarak anlaşılamayan bazı yapıların temel izleri bulunmaktadır. Gözdağının zirvesinde fonksiyonları tam olarak anlaşılamayan bazı bina ve ev yıkıntılarından sonra küçük bir düzlükte, bir şapel, şapelin doğusunda iki sıra paye ile üç nefe ayrılmış bazilikal planlı bir kilise bulunmaktadır. Narteks kısmında simetrik olmayan bir takım odalar halinde bölümler yer almaktadır.

Exedradan köyün içine giden yolun solunda üzerinde bir ev yapılmış olan 13 numaralı kilisenin kalıntıları bulunmaktadır. Kilise iri kesme taşlarla ve özenli bir işçilikle yapılmıştır. Bu kilisenin yakınında köy içinde, bir yüzünde karşılıklı iki aslan rölyefi ve bitkisel süs yer alan bir lahit bulunmaktadır.

Madenşehir Köyünden Üçkuyu Köyüne giden yolun kenarında Yukarı Ören olarak adlandırılan eski bir Türk köyü kalıntıları olan örenin içerisinde 10, 15, ve 16 numaralı kiliseler bulunmaktadır. Bunlardan 10 numaralı kilise Binbirkilise mimarisinde yuvarlak planlı binaların temsilcisidir. Yapı 14 kenarlı, dışarı taşan yarım yuvarlak apsislidir. İçerde örme 4 paye ile sağda ve solda 4 yassı sütun oval bir şekilde dizilmektedir. (Eyice S. Karadağ ve Karaman 1971, s.20-40)

Değle Öreni:

Madenşehirin 4 km. batisinda Yassitepe (Üçkuyu) Köyü bu köyün de 3 km. batisinda Degle Mahallesi yer almaktadır. Bu yolda gidilirken yoldan Bizans devrine ait bazı yapıların kalıntıları görülebilmektedir.

Köy içerisine çıkan yolun solunda bulunan hafif meyilli tepenin güney yamaçlarında, doğu – batı yönünde teraslar ve sokaklar halinde düzenlenmiş alanda Bizans Devri konut mimarisi ile karşılaşilmaktadir. Konutlar dini yapilara göre daha basit ve özensiz yapilmişlardir. 2 – 3 odali olanlari vardır.

Köye çıkan yolun sağında bulunan tepenin güneyindeki doğal bir terasta 31 numaralı bazilika yer almaktadır. Girişi bir sütunla ayrılan ikiz kemerlidir. Üç bölümlü nartheksi tonoz örtülüdür. Esas mekan her bir dizide dörder yassı sütun ile üç nefe ayrılmıştır. Sağ dizi tamamen yıkılmış, sol dizi ayaktadır. Yuvarlak planlı apsisi ikiz pencerelidir.

Bu tepenin üzerinde Bizans Devrine ait kaya mezarları, mezar kapakları ile tepenin doğu yamaçlarında piramidal örtülü, kesme taşla inşa edilmiş oda mezarlar bulunmaktadır.

Tepeden kuzeye doğru inildiğinde İbrahim Karalı’nın evi yakınlarında Bizans Devrinden öncesine tarihlenen bir sunak bulunmaktadır. Sunak Bizans Devrinde kaya mezarına dönüştürülmüştür. Bu büyük kaya bloğunun doğu yüzünde bir kabartma sahne bulunmaktadır. Önde bir adam sol eliyle bir tas tutmakta sağ eliyle tohum saçmaktadır. Arkasında iki hayvanla çift süren bir başka adam bulunmaktadır. Adamlar ve hayvanlar profilden işlenmiştir.

Bu mezarın doğusunda doğuya doğru uzanan 44 numaralı büyük bir manastır grubu yer almaktadır. Köyün içerisine giden yolun kenarında 32 numaralı basilika bulunmaktadır. Nartheksi üç bölümlü bazilikanın cephesinde üç kapı ve nartheksin iki yanında dışarı taşkın birer oda vardır. Ana mekan iki sıra destek ile üç nefe ayrılmıştır. Esas nefin ucundaki üç pencereli apsis yarım yuvarlak çıkıntı halinde dışa taşmaktadır.

Bu yapının yakınında köyün ortasında büyük bir bina grubu bulunmaktadır. Bu yapılar bir iç avlu etrafında sıralanan dikdörtgen salonlar, eşit boyutlu odalar, içleri sütunlar ile neflere ayrilmiş mekanlardan oluşmaktadir. Bu grubun en ilgi çekici yapısı doğusunda bulunan Yunan haçı planlı, kare kule şeklindeki yapıdır.

Değlenin doğusundaki tepenin üzerinde Madenşehir yönüne hakim bir noktada 33 numaralı bazilikanın da içinde bulunduğu değişik binalardan meydana gelen bir kompleks vardır. Apsisi halen ayakta olan 33 numaralı kilise her dizide dörder sütunlu bir bazilikadır.

Örenyerinin en kuzey ucunda kayadan oyulmuş bir mezar odasi ile bu bölge yapilarindan farkli olarak inşasinda tugla da kullanilmiş olan 35 numarali yapi bulunmaktadır. Bu yapı ortada kubbesi olan kapalı Yunan Haçı planlı küçük bir kilisedir. Etrafında bir çevre duvarı vardır. Tam kilisenin önünde kayadan oyulmuş koltuk şeklinde iki oturma yeri bulunmaktadır. Bu yapı ile Örenyeri arasında dikdörtgen planlı, iki katlı ve iki bölümlü bir Bizans konutu vardır. (Eyice S. age, s.45-63)

Mahalaç Kilisesi:

Karadağın en yüksek noktası olan (2283 m.) Mahalaç tepesinde kesme taştan latin haçı planlı bir kilise, kilisenin kuzeyinde serbest haç planlı bir mezar şapeli, kilisenin batısında manastır binası ve aralarında kalan avluda da sarnıçlar bulunmaktadır. Bu yapılar taş dehlizler ile bir birine bağlanmıştır. Manastır binası tamamen yıkılmıştır.

Mahalaç kilisesinin özelliği üç taraftan beşik tonozlarla desteklenen ortadaki kare mekanin üzerinin bir kule şeklinde yükselmesi ve üstünün kubbe ile örtülmesidir. 4-6. yüzyıllar arasına tarihlen-dirilmektedir. (Eyice S., age, s.64-69)

Mahalaç kilisenin doğusunda, yüzeyi kiliseye dönük büyük bir taşin üzerinde Hitit Hiyeroglifi ile yazilmiş bir kitabe bulunmaktadir. Kitabede Hitit Krali Hartapus’un adi geçmektedir. Ayrica Hititlere ait bir sunak da tespit edilmiştir.

Başdag Kalesi ve Askeri Tesisleri:

Araştirmacilar tarafindan Karadagin degişik yerlerinde Binbirkilise Bölgesini koruyan kale kalintilari tesbit edilmiştir. Bunlardan en önemlisi Karadag’in Kilbasan yönündeki yükseltisi üzerindeki Başdag Kalesi ve Askeri tesisleridir. Başdag kuzey- güney yönünde iki tepe ve bunlarin arasindaki bir düzlükten ve krater çukurundan oluşmaktadir.

Esas kale Kılbasan yönüne ve Mahalaç yönüne hakim olan kuzey tepesi üzerindedir. İri kesme taşlarla inşa edilmiş olan kalenin kuzeyde iki, doğuda bir burcu bulunmaktadır. Burçlar çokgen ve yuvarlak plandadır. Kalenin kuzey ve doğu duvarlarına bitişik koğuşlar , iç avluda da büyük bir sarnıç vardır.

Güney tepesi üzerinde daha kaba yontulmuş taşlarla inşa edilmiş, düzensiz planli, tahkim edilmiş bir şato, iki zirvenin arasindaki düzlükte de ortada avlusu, yanlarda yedişer koguş olan, kare planli, büyük bir yapının harabesi bulunmaktadır. İki zirvenin arasındaki krater çukurunun içinde elips şeklinde büyük bir havuz bulunmaktadır. Havuz kesme taşlarla çevrilmiştir. (Eyice S., age, s.76-78)

Başdag yapilari genellikle Bizans Devrinden daha önceki devirlere tarihlendirilmektedir.

Binbirkilisede bu yapıların dışında; Kızıldağ (Madenşehir Kızıldağı) zirvesinde küçük bir şapel ve küçük bir manastır yapısının kalıntıları, Çet Dağında aşırı tahrip olmuş bir kilise ile bazı harabeler bulunmaktadır. Çet dağı kilisesi dört payeli, kapalı yunan haçı planındadır ve Binbirkilise yapılarında tek örnektir. Dağın zirvesinde de serbest latin haçı planlı ve yuvarlak apsisli küçük bir şapel kalintisi yer almaktadır.

MANAZAN MAĞARALARI

Manazan Mağaraları Yeşildere (İbrala) Taşkale (Kızıllar) Kasabaları arasında uzanan Yeşildere Vadisinin doğusunda, Karaman – Yeşildere Taşkale yolunun kenarındadır. Karaman’a uzaklığı 40 km. dir. Mağaralar içerisinde kil oranı yüksek kireçtaşi arazide, yüksek bir kaya kütlesine tamamen insan eli ile oyulmuş beş katli toplu meskenler halindedir.

İlk iki kat doğu batı yönünde hücre şeklinde birçok odacıktan oluşmaktadır. Doğudan ve batıdan vadiyi kontrol edebilecek stratejik konuma sahiptir. Ortada bulunan yüksek kaya kütlesine oyulan diğer katlar yörede sırasıyla; Kum Kale, At Meydanı ve Ölüler Meydanı olarak adlandırılmıştır.

Mağaraların ön cephesi doğal olaylar sonucu tahrip olduğundan günümüzde belirgin bir girişi yoktur. 1. katta oyuntular şeklinde bir çok mezar odalari vardir. Bu katta dogudan batiya dogruya siralanan odalardan bazilarinin şapel oldugu tespit edilmiştir. Bunlarin içerisinde bazi geometrik şekillerin ve freskolarin izleri bulunmaktadır.Şapellerin en büyüğü doğu bölümde yer almaktadır. Üstü beşik tonozlu olup yamaçta yer alan güney cephe doğal olaylar sonucu yıkılmıştır.

Giriş katinin dogusunda niş içerisinde bir Arcosolium (mezar odası) bulunmaktadır. İçinde sıva üzerine yazılmış kitabenin bir bölümü tahrip olmuştur. Okunabilen kısmında şu yazılıdır: “Ionnes şimdilik fani alemden ayrılışı ile iş bu lahiti kemiklerinin erimesi ve vücudunun toprakla bir olması için, ellerini ve ayaklarını bağlı tutarak ve gözlerini de aralık bırakarak, şöyle ki sonunu görmemek için”

Giriş kisminin yakininda sagda bir oyugun içinde ezilmiş kireç taşi, saman, kil, yumurta aki, kaynamiş bal ve bezir karişimindan siva üzerine ortada tahtta oturan Hz. Isa ve yanlarda Aziz figürleri bulunan bir duvar resmi yapilmiştir. Bu resim aşiri tahrip oldugundan ancak çok dikkatli incelendigi zaman görülebilmektedir.

Hemen hemen mağaraların ortasına rastlayan yüksek kaya kütlesinin ortasından 70 – 80 cm. yüksekliğinde, 50 – 60 cm. genişliğinde bir koridordan 3. katta çıkılan ilk bacaya ulaşılmaktadır. Katlar arasında iniş çıkışı sağlayan bu bacalar 1 x l m. ölçülerinde 8 -10 m. yüksekliğindedir. Üst katlara iniş çıkışı sağlamak için kenarlara karşilikli el ve ayak tutunma yerleri yapilmiştir. Bu düzenlenenin kisa boylular için ayri yapilmiş olmasi dikkat çekicidir.

3. kat yörede Kum Kale olarak adlandırılmaktadır. Dikdörtgen planda oyulmuş olan 3. kat galerisinin uzun olan dogu kenarinda 6, bati kenarinda 4 adet hücre odalar bulunmaktadir. Bati kenarinda yer alan en son odadan bir koridor ve baca ile bir üst kata çikilmaktadir. Galerinin sonunda bir sarnıç bulunmaktadır.

Kum Kaleden bir baca ile yörede At Meydanı olarak adlandırılan yaklaşık 10 X 50 m. ölçülerindeki büyük galeriye ulaşılmaktadır. Dikdörtgen plandaki 4. kat galerisinin güney kısa kenarı dışarıya bakmakta ve buradaki pencerelerden ışık almaktadır. Galerinin doğu uzun kenarında 15, batı kenarında 14 hücre oda bulunmaktadır. Bu katta odalar birbirinden bağımsız iki kat halinde yapılmışlardır. Odalardan bazılarının tabanlarında mezar oyuntuları bulunmaktadır. Galerinin sonunda bir sarnıç vardır.

Ölüler meydanı adı verilen 5. ve son kata 4. kat galerisinin kuzey köşesinden diğerlerine göre daha dar ve daha yüksek bir koridordan ulaşılmaktadır. Ayrıca 4. katla 5. kat arasında diğer yer altı şehirlerinde de görülen girişi kapatmaya yarayan bir düzenleme vardir. Galeri plani diger katlara göre daha düzensizdir. Koridorun güney bölümünde pencere ve iki kolon bulunmaktadir Söylentilere göre daha yakın zamana kadar burada 100- 150 ceset düzenli bir şekilde sıralanmış halde bulunuyormuş. Ancak çeşitli nedenlerle tahrip olmuşlar. Buradan ele geçen ve kafasi hariç vücudunun diğer bölümleri tamam olan genç bir bayan cesedi Karaman Müzesinde sergilenmektedir.

Mağaraların ne zaman oyulduğunu kesin olarak ortaya koyacak veriler olmamakla birlikte buradan ele geçen küçük buluntulardan mağaraların Bizans Devrinde 6. – 7. yüzyıllarda oyulduğu ve yerleşildiği anlaşılmaktadır. Mağaralar bu devirde hem güvenlik açısından hem de killi kireç taşının ısı ve nemi sabit tutması özelliği nedeniyle oyulmuş ve kullanılmış olmalıdır.

BARATA

Karaman yakınlarında olduğu bilinen ancak kesin yeri yakın zamana kadar tespit edilemeyen Bizans Devri yerleşkelerinden Barata’nın Karadağ yakınlarında Kızıldağ’da olduğu Dr. David H. French tarafından tespit edilmiş ve yayınlanmıştır. (French D. H., Epiyraphica Anatolica, 1996)

Kızıldağ aynı zamanda Geç Hitit Döneminin önemli bir merkezidir. Dağ üzerinde oval planlı bir kale kalıntısı, Hitilere ait bazı kutsal alanlar ve hiyeroglif kitabeler ile dağın güney yamaçlarında yüzeyi düz büyük bir kaya bloğunun üzerinde Hitit Kralı Hartapus’un kazıma röliyefi bulunmaktadır.

Kral Hartapus uzun elbise giymiş, tahtinda saga oturur vaziyette, Hotamiş Gölüne hakim bir şekilde tasvir edilmiştir.

DEREKÖY FİSANDON KİLİSESİ (CAMİSİ)

Karaman’ın 7 km güneyinde Dereköy (Fisandon) köyü içerisinde bir kaya kitlesinin üzerinde yapılmıştır. Yapım tarihi kesin olarak bilinmemekle birlikte 9. – l0. yüzyıllar içinde yapılmış olduğu sanılmaktadır. Kilise İstanbul Bizans Mimarisinin Yunan haçı biçimindeki klasik planına sahip olmakla birlikte, üst yapısının İstanbul Mimarisinden tamamen değişik bir uygulama ile yapıldığı görülür. Haçın kolları üzeri beşik, aralarda kalan köşe hücreleri ise çapraz tonozlarla örtülmüştür. Yalnız kesme taş kullanılmakla beraber ortasında bir kubbe bulunan yapının dış yüzeyleri bazıları kör , bazılarının içlerinde pencereler açılmış dizi halindeki kemerlerle hareketlendirilmiştir. Beşik tonozlu nartheksi yokolmuştur.

16. yüzyılda Karaman Beylerbeyi Sinan Paşa tarafından kuzey bölümüne bir giriş kısmı ve minare eklenerek camiye dönüştürülmüştür. Halen cami olarak kullanılmaktadır.

İBRALA (YEŞİLDERE) KİLİSESİ (CAMİSİ)

Eski adı İbrala olan Yeşildere Kasabası Karaman’ın 37 km. doğusundadır. Kasabanın ortasında yer alan kilise 1649’da Hacı Ali Ağa tarafından camiye çevrilmiş, duvarları yükseltilerek üstü çatı ile kapatılmıştır. Yapının asıl örtüsü bu çatının altında kalmıştır.

Üç sahınlı yapının dış cephesi çok sadedir. Özensiz kesme taşlarla yapılmıştır. Apsisin ortasındaki ve sağ duvardaki ikiz pencereler içeriyi aydınlatır. Dışarıdan görünmeyen kubbe dört büyük payeye oturur. Yan sahınlar uzunlamasına tonoz ile örtülüdür. Kilise dikdörtgen planlı, masif bir kitle halindedir.

ÇEŞMELI KILISE

Karaman İl Merkezinde Tapucak Mahallesindedir. Kilise Binbirkilisede bulunan küçük bazilikaların bir örneğidir. Uzunlamasına üç sahınlı kesme taşla inşa edilmiş bir yapıdır. Bizans Devrine aittir. Bir dönem cezaevi olarak kullanılmış ve dış mimarisini bozmayacak şekilde içerisine bazı eklentiler yapılmıştır. Bu ikinci kullanım sonucu içerisinde bulunan süsleme ve freskolar tamamen yok olmuştur

www kahramankentli com , karaman tarihi yerleri , konya kalesi , karaman tarihi yerler

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

ankara escort bayan ucuz